My Cart

 x 

Sepet boş

   

english

Bir Desenin Hikayesi

Herkesin fili farklı. Bir resmini çizmemiz istense herhalde hepimiz  farklı farklı şeyler çizerdik.  Kimimiz hortumunu yapıp dişlerini unutur, kimimiz de kocaman kulaklarını küçültüp kuyruğunu olduğundan büyük çizerdik. Bazılarımız da resimlerine kendi görüşlerini katardı. Birinin fili sirkte seyirciyi eğlendirirken bir diğerininki sarmaş dolaş ağaçlar arasında diğer canlıların da yürüyeceği yollar açıyor olurdu.

Tasarımcının bakışları elindeki bilgisayar programının imkanlarıyla sınırlıdır, daha doğrusu sınırsızdır. Çünkü neredeyse gördüğü her şeyi camın üzerine yansıtabilir. Ama yapılabilirlik ustanın bileceği iştir: "İbriğe o kadar yaklaşamayız, kesmeyi kulbun arasından geçiremeyiz, yaprakları biraz daha kalın yaparsak daha hoş görünebilir.." Sonra pazarlamacıya sıra gelir: "Şu aralar bu moda, trendler böyle, insanlar artık şöyle istiyor" dedikten sonra baklayı ağzından çıkarır: "Bi parti yapıp mağazalara dağıtalım." der demez  üretim planlayıcısı söze

girer: "Orda dur bakalım! Her numuneyi üretim bandına koyarsak buna ne depo yetişir, ne de tanıtım. Tutmayanlar da cabası." Boşuna dememişler pazarlama dünyanın en zor işi. Nihayet rafa ulaşan ürünün fethetmesi gereken en son ve en zor kalesi, müşteri: "Perdelerime uyar mı acaba? Sanki biraz şey gibi..."

Firmamızın sahibi bir gün üretim birimini geziyormuş. (-muş, çünkü bu satırların yazarı o sırada öğrenciydi). Tozlu bir bardak dikkatini çekmiş. Ustanın kendince bir şeyler yapıp kenara koyduğu, belki de kimseye göstermediği bir deneme. . Ama patron beğenmiş ve bunu yapalım demiş. Paşabahçe orijinli sade bardaklardan ustaya verilmiş. Usta kolileri açmış, kalite-kontrolden geçenleri kesmiş. Dallar, çiçekler, yapraklar.. Sonra doğru parlatmaya. Arkasından tekrar ustanın yanına. Mat kısımlar yapılmış ve yıkamanın ardından yaldız bölümüne sevkedilmiş. Yaldızlar da yapıldıktan sonra ürün pakete girmeye hazır hale gelmiş. "Ne yapalım.. ne yapalım.. bu desene özel bir ambalaj da çıkaralım, üzerinde resmi olsun." Bu şekilde paketler hazırlanmış ve yeniliğe açık bazı mağazalara gönderilmiş. Gönderilmiş ve çok geçmeden tekrar siparişleri gelmeye başlamış. Ve "Mini Papatya" adeta patlamış.

İşte Abka Kristal tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı ürününün ilginç hikayesi. Tasarımcı düşünememiş, usta tanıtamamış, pazarlamacı görmemiş-gösterememiş olabilir, ama karar alma mekanizmasının takip gücü sayesinde, tozlu raflardaki unutulmuş bir potansiyel bile bir başarı öyküsüne dönüşebilir.

Görüşlerinizi bizden esirgemeyin ve Abka Kristal'i takip etmeye devam edin. Birlikte kazanacağız!